Bedensel zekâ seri üretime ilerliyor: Veri toplama neden kritik bir darboğaza dönüşebilir?
Industrial Securities, insansı robotların seri üretimi ile bedensel zekânın olgunlaşması arasında hâlâ mesafe bulunduğunu ve gerçek ortamlardan elde edilen verilerin fiziksel yapay zekâda atılım için kıt bir kaynak haline gelebileceğini düşünüyor. Sektör zincirinin 60 milyar yuanı aşan veri toplama pazarı tahmini iki varsayıma bağlı: 2030 yılında robot donanımı pazarının büyüklüğü ve veri toplamanın maliyetlerdeki payı.
Industrial Securities, veri toplamanın robotlara yönelik destekleyici bir faaliyetten kritik bir darboğaza dönüşmesini bekliyor. Ticari potansiyeli hem robot sektörünün büyüklüğüne hem de gerçek ortamlarda veri toplama ve veri hizmetleri için satın alma talebine bağlı.
Robotlar seri üretiliyorsa neden hâlâ daha fazla veriye ihtiyaç var?
Industrial Securities, insansı robotların seri üretiminin bedensel zekânın olgunlaştığı anlamına gelmediğini vurguluyor: Donanımın üretilebilmesi ile fiziksel yapay zekâ yeteneklerinde atılım sağlanması iki farklı süreç. Kurum, veriyi en kıt temel kaynak ve veri toplamayı bu kaynağın üretildiği yer olarak görüyor; dolayısıyla veri toplama, destekleyici bir faaliyetten kritik bir darboğaza dönüşebilir.
Bu değerlendirmedeki zaman referansı Unitree Robotics’in kurucusu Wang Xingxing’den geliyor: Fiziksel yapay zekâda bir atılımın ilk işaretleri en hızlı durumda 1 ila 2 yıl, daha yavaş durumda ise 2 ila 3 yıl içinde görülebilir. Burada söz konusu olan, yeteneklerdeki bir atılımın ilk işaretleri. Veri toplama talebinin temelinde, yalnızca robot sevkiyatlarıyla eş zamanlı büyümek değil, bu sürece veri sağlamak yatıyor.
60 milyar yuanın üzerindeki pazar potansiyeli nasıl hesaplanıyor?
Sektör zincirinin tahminlerine göre küresel insansı robot donanımı pazarı 2030 yılında yaklaşık 250 milyar yuan büyüklüğe ulaşacak. Veri toplama donanımı ve veri hizmetlerinin toplam maliyetin %25 kadarını oluşturduğu varsayıldığında, buna karşılık gelen veri toplama pazarının 60 milyar yuanın üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Bu büyüklük hem robot pazarının genişlemesine hem de maliyetlerdeki %25 paya bağlı; yalnızca robot sayısındaki artışa bakmak yeterli değil.
Materyalde bir yukarı yönlü senaryo da sunuluyor: Tedarik zincirinin üst aşamalarındaki bileşenlere talep daha yüksek olursa toplam potansiyel daha da artabilir. Bu senaryo, toplama donanımını ve veri hizmetlerini zaten birlikte kapsayan 60 milyar yuanın üzerindeki temel tahminden ayrı değerlendirilmelidir.
Toplama yöntemlerinde ve ücretlendirme modellerinde neler değişti?
Veri toplama, kapalı alanlardan fabrikalara, zincir perakende mağazalarına ve evlere kayıyor. Dağıtık toplama, operatörlerin “çalışırken veri toplamasına” olanak tanıyor. Değişim yalnızca toplama noktalarının artması değil, verilerin doğrudan gerçek çalışma ortamlarından gelmesi anlamına da geliyor. Materyal buna dayanarak bu tür verilerin kıtlığının ve ikame edilemezliğinin daha da belirginleştiğini vurguluyor.
Veri hizmeti sağlayıcıları ağırlıklı olarak saatlik ücret alıyor; büyük ölçekli alımlarda paket fiyatı müzakere edilebiliyor. Veriler, robot üreticileri gibi üçüncü taraflara satılabildiği gibi veriyi toplayan tarafça da kullanılabiliyor. Dolayısıyla veri toplama faaliyetlerinin genişlemesi ile dışarıya satılan veri hizmetlerinden elde edilen gelirin artması arasındaki ilişki, müşterilerin satın alma biçimine ve verilerin kullanım amacına da bağlı.